Logo

Ertül Yardım (Doğal Annane)

Köprübaşı, Manisa Türkiye

“2000 yılında İstanbul’dan, radikal bir kararla işimden ayrılıp, eşim ve çocuklarımla Kırklareli’nin bir köyüne yerleştik. Sütaş’ın hayvan bakımı üzerine verdiği eğitime katılarak 5 inekle hayvancılığa başladım ve 10 yıl kadar süren bu dönemde birçok girişimcilik projesiyle yaşadığımız bölgeye katkılar sağladık. Temiz süt üretiminin yaygınlaşması için Danone ile “Temiz Süt Primi” projesini başlattım ve yörede hayvancılık yapan aileleri gezerek bu projenin kriterlerini anlatarak yöre halkını projeye dahil ettik. Çalışmalarımız sonucunda bölgemize soğuk süt tankının getirilmesine vesile oldum ve 2008 yılında en iyi hayvan bakan kişi ödülünü aldım.”

Ertül Yardım, hayvancılık dışında kırsalda yaşayan kadınların sosyal güvenlik haklarını kazanmaları için birçok çalışma yaptı ve bu konuyla ilgili yazdığı projesini Tarım Bakanlığı Kırsal Kadınlar Çalıştayında sundu ve projenin torba yasaya girmesini sağladı.

Aldığı rasyo eğitimlerinde öğrendikleri ile, inekleri için en uygun yem bitkilerini seçerek arpa, yonca, mısır, buğday, ve ayçiçek yetiştiriciliğini kendisi yaptı. Dışardan sadece tuz ve mermer tozunu temin etti. O dönemlerde ülkemize henüz GDO’lu yemler girmediğinden kullandığı tohumlar da temizdi. Bu yem bitkilerinin yetiştiriciliğinde de herhangi bir pestisit kullanmadı.

2010 yılındaki krizde doların yükselmesi ve süt fiyatlarının düşmesiyle büyük zarar ettiler ve bu nedenle süt endüstrisine çalışmaktan o dönemde vazgeçtiler. Hayvanlarını ve arazilerini satıp borçlarını kapattılar ve Manisa bölgesinde şu an yaşadıkları araziyi satın aldılar.

Manisa’nın 1425 rakımdaki dağlık alanda 400 dönümlük bir alanda kurdukları çiftlikte, eşi, kızı ve 4 sigortalı yardımcısıyla beraber çalışmalarını yürütüyorlar. Mevsimsel olarak ihtiyaca göre yerelde kişilere iş istihdamı sağlıyorlar. Arazinin 300 dönümü mera olarak kullanılıyor. 250 anaç keçisi ve 70 adet inekleri var. Hem hayvansal, hem bitkisel üretim yapıyorlar. Tarım ve hayvancılıkta doğa dostu geleneksel yöntemleri benimsemişler. Son yıllarda yaygın olan “suni döllenme” yöntemini hiç bir hayvanında uygulamıyorlar ve tüm süreç kendi doğallığında ilerliyor.

Bu bölgeye ilk yerleştiklerinde alanın dağlık olmasından dolayı başlangıç için susam ve haşhaş ektiler ve çiftliklerinin en önemli mamulü olan susam ve haşhaş ezmesinin üretimine başladılar. Ertül Hanım için çiftliğin olmazsa olmaz ürünleridir bunlar… Daha sonraki yıllarda, bulduğu atalık karakılçık buğday üretimine başladı ve hala devam ediyorlar. Bu süreçte ağırlıklı olarak elma ve çeşitli meyve fidanları diktiler. Bir yandan da sebze yetiştiriciliği yaparak çıkan ürünlerden probiyotik turşular yapıyorlar. Dedesi İstanbul’un en meşhur turşucularındanmış; turşu yapımı onun için bir nevi dede mirası gibi… İhtiyaçlarının neredeyse hepsini kendi ürettiklerinden sağlıyorlar. Kendi ihtiyaçları dışında müşterilerine sundukları tüm hayvansal ve bitkisel ürünlerin içeriklerini de kendileri yetiştiriyor. Sadece kaya tuzu ve taş sodasını dışarıdan tedarik ediyorlar.

Elma yetiştiriciliğinde neredeyse müdahalesiz tarım uygulamalarını benimsemişler. Budama bile yapmadıkları yıllar oluyormuş. Fermente edilmiş hayvan gübresi dışından hiçbir dış girdi kullanmıyorlar. Şuan 15 dönüm elma bahçeleri var; yakın bir zamanda yeni bir elma bahçesi oluşturmaya niyetliler.  Elmalarında hiçbir hastalığın olmamasın çiftliğin konumuna ( dağlık, havadar bir yer olmasına) bağlıyor. Kurtlanan ve kuşlar tarafından darbelenen elmalardan sirke yapıyor. Düzgün olanları da taze meyve olarak satıyor. Ayrıca şu an bir kurutma tesisi yapımında.

Çiftliklerinin etrafından herhangi bir sanayi kuruluşu ve tarım yapan kimse yok. Ürettikleri tüm ürünlerin analizi yaptırıyorlar; hem hayvansal, hem bitkisel… Anneanne ve dedesinden öğrendiği geleneksel yöntemlerle kendi bilgi birikimini harmanlayarak doğa ve insan dostu üretimi benimsemişler.

Organik sertifikaya çok uzak bir yerde duruyor. Sistemin sahtekâr olduğunu düşünüyor. Organik tarımda, kendi ifadesiyle “kullanılması teşvik edilen” (izin verilen) hibrit tohum ve ilaçlardan dolayı böyle bir sertifika sistemine inanmıyor.

Ve ekliyor Ertül Hanım, “ürettiğimiz tüm peynir çeşitlerinde (Ezine, Sepet, Tulum, vb.) kendi yetiştirdiğimiz havanların sütünü ve kendi oğlaklarımızdan elde ettiğimiz şırdan mayasını kullanıyoruz; 1 yıl olgunlaştırdıktan sonra satışa sunuyoruz.”